|
İş
dünyasına profesyonel destek
12 Ekim
2008
Danışmanlık
hizmeti veren, araştırmalar yapıp eğitim veren Management
Centre koordinatörlerinden Bilinç Dolmacı ile iş dünyasını
masaya yatırdık
Management Centre`da Özel Sektör ve Ekonomik
Gelişim Programı Koordinatörü olarak çalışan Bilinç Dolmacı
ile Kuzey Kıbrıs iş dünyasına kapsamlı bir bakış attık.
İşletmelerdeki sorunları, sektördeki eğilimleri, analiz ve
önerileri star Kıbrıs okurları için masaya yatırdık
Middlesex Üniversitesi`nde Kuzey Kıbrıs`taki
Kobiler üzerine doktora çalışması yapan Dolmacı, iki yıl
Turkcellde GSM mühendisi olarak çalıştıktan sonra beş yıla
yakın bir zamandır Management Centreda küçük işletmeler,
yönetim, sürdürülebilir gelişim ve Ada ekonomisi üzerine
çalışmalar yapıyor ve işletme sahiplerine bazı önerilerde
bulunuyor
Araştırma Yetersiz
star Kıbrıs: KKTC işletmelerine genel
bakışınız nasıl?
Dolmacı: Ülkemizde özel sektör
işletmeleri AB normlarına göre Kobi sınıflandırılmasında yer
almaktadır. Özel kurumların %90-95inin 10 kişi altında ve
ancak 4%ünün 10-50 kişi arası istihdama sahip olması aslında
küçük ada ekonomisinin getirdiği unsurlardan biridir.
AB normlarına göre işletmelerimizin çok
büyük bir oranı mikro, %4`ü küçük ve %1`i de orta ölçekte
kurumlardır. Bu duruma, ekonomi içerisinde gerçek anlamda
özel sektör tarafından yürütülen sektörler olarak endüstri
(15%), ticaret (50%) ve turizm işletmelerini (18%) ilave
edersek mevcut işletmelerimizin sektörel dağılımı hakkında
da bir fikir sahibi olabiliriz.
Tabi, bu aşamada ülkedeki kobiler hakkında
derinlemesine araştırmaların yeteri kadar yapılmamış olması,
konu hakkında daha kesin ve objektif yorumlarda
bulunulmasını zorlaştıran bir olaydır.
Ülkemizdeki işletmelerimizin, mikro ölçekten
küçüğe ve küçük ölçekten de orta ölçeğe geçmek konusunda
sıkıntılar yaşadığını görmekteyim. Bu fenomen nitelikli ara
eleman azlığı, kaynak yönetimi gibi içsel konular yanında,
pazar ve pazardaki talep, ulaşım ve dış ticaret gibi dışsal
faktörlerle ilişkilendirilebilir. Bir başka önemli nokta ise
işletmelerimizin aile şirketleri oluşudur ve kurumsallaşma
sürecinde bu gerçeğin sıkıntı yaratma olasılığının
yüksekliğidir. İşletmelerimizin mevcut durumda yaşayabilir
ve gelişebilir olmaları ve ileriye dönük esnek
davranabilmeleri çok olumlu unsurlardan biridir. İlerleyen
yıllarda artan know-how ve teknoloji ile beraber yeni nesil
çalışanların işletmelerde yer alması daha da umut vericidir.
Planlama
S.K: İşletmelere verilen
hizmetleriniz nelerdir?
B.D: The Management Centre olarak
bizlerin sağladığı hizmetler üç ana başlık altında
toplanabilir. Bunlar danışmanlık, eğitim ve araştırma
hizmetleridir.
Danışmanlık hizmetlerimiz içerisinde genel
yönetim danışmanlığı yanında ISO sistemlerinin
organizasyonlarda kurulması, yatırımlara yönelik fizibilite
çalışmaları, stratejik planlama ve istihdam hizmeti gibi
konular yer alır.
Eğitimlerimiz sektörlere açık ve kuruma özel
olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Yöneticilik alanına
giren her konuda ve örneğin büro yönetimi ve sekreterlik,
bilgisayar uygulamalı muhasebe, satış, pazarlama, microsoft
ofis uygulamaları, kurumsallaşma gibi konulardan oluşur.
Araştırma hizmetleri ise pazar araştırması,
müşteri anketleri, medya araştırması, ürüne yönelik
araştırmalar şeklinde gerek yüz yüze anketler gerekse
merkezimiz bünyesinde bulunan bilgisayar destekli
Call-Centre aracılığıyla telefon anketleri kullanılarak
yapılabilmektedir.
S.K: Hizmet verirken karşılaştığınız
sorunlar nelerdir?
B.D: Ben bu soruyu işletmelerce
yaratılan sorunlar değil de zaten işletmelerde varolan
sıkıntılardan dolayı karşılaşılan zorluklar olarak
algılıyorum.
Birincisi, bir aşama kaydetmek isteyen ve
yönetimine standart belirlemek isteyen işletmelerimiz
maalesef nitelikli ara eleman sıkıntısı çekiyor. Bu durumu
gerek teknik donanımlı meslek çalışanı gerekse sorumluluk
alabilecek ara yönetim elemanları olarak yaşıyoruz. Bu
kritik iki nokta küçük işletmelerin orta ölçeğe
geçmelerindeki en büyük sıkıntılardan biridir.
İkincisi, planlama ve profesyonel yönetim
eksikliğidir. İşletmelerde 1, 2 veya 5 yıllık planlar
bulunmamaktadır, ayrıca yeterli veri analizlerinin
yapılmayışı ve buna ek olarak da günlük konuların ağırlıklı
olduğu bir yönetim alışkanlığının bulunmayışı sorunu
derinleştirmektedir. Bence buna politik veya pazardaki
belirsizlikleri bahane olarak göstermek kaçamak cevap vermek
olur ve anlatmaya çalıştığım sürdürülebilir gelişmenin özünü
bypass etmek anlamına gelir ki bu ülke işletmelerimiz için
kritik bir noktadır. Çoğu işletmeler zamanlarının %80ini
günlük konulara ayırmakta ve yalnız %20sini kısa, orta veya
uzun vade vizyon ve planlamaya ayırmaktadır. Normal yönetim
biliminde sorumluluğu olan yöneticiler için bu oranlar
bizdekilerin tam tersidir.
Şimdi tabi bu sorunun cevabı içerisinde çok
derinlikli ve detaylı başka unsurlar da yer alabilir. Bunlar
finansman, yasal mevzuat, altyapı, işletme desteği,
teknoloji, gibi çeşitlendirilebilir ancak bu tarz konular
her ülkede var olan ve sürekli araştırılan dolaylı
konulardır.
Dolayısıyla önceden bahsettiğim iki ana konu
üzerinde odaklanmak ve gerek danışmanlık gerekse eğitim
hizmetleriyle bu iki ana konuda gelişme kaydetmek bizler
için elzemdir ve işletmelerimizin gelişimi için bir nevi
başlangıç noktasıdır.
Eğitim Çok Önemli
S.K: İşletmelere vereceğiniz öneri ve
tavsiyeler nelerdir?
B.D: Öncelikle profesyonel destek
almaktan çekinmemeleri gerektiğini vurgulamak isterim. Çünkü
bazen göz ardı edilebilecek küçük konuların maliyetleri
büyük olabilmektedir. Dolayısıyla, gerek yönetim alanında,
gerek standartlaşmada, gerekse de herhangi teknik veya genel
bir konuda eğitim ve danışmanlık almak, işletmelerimize bir
şey kaybettirmez aksine kazandırır. Bu durumu özellikle
ABye geçiş sürecinde sağlıklı yaşamış birçok ülke vardır.
Herhangi bir konuda üçüncü bir göz mutlaka olumlu katkılar
sağlamaktadır.
Diğer bir önerim, planlama-yatırım
aşamasında dikkatli, tecrübeye değer veren ve olabildiğince
bilimsel olmaya çalışmalarıdır. Bu şekilde riskleri
azaltabilir ve verimliliği artırabilirler. Buna bağlı
gözlemlediğim bir diğer olay ise, talep artışı olan bir konu
için gereğinden fazla arz yaratma alışkanlığıdır ki, bu
durum, o konudaki birçok işletmeyi orta vadede sıkıntıya
düşürebilir.
Kurumsallaşabilmek için ve önceden
bahsettiğim gibi küçükten ortaya ve ortadan büyüğe gelişim
sağlayabilmek için çalışanlarına yatırım yapmaktan
kaçınmamalıdırlar. Bunlar eğitim, terfi vs. şeklinde
olabilir. Nitelikli eleman kurumsallaşma için vazgeçilmez
unsurlardandır..
Kurumsallaşmanın birinci aşaması ISO gibi
dünya yönetim standartlarını gerçek ve doğru anlamda
kavrayıp uygulamaktan geçer. Bunları sadece belge veya
sertifika olarak görmeyip sistem olarak algılayan
işletmelerimiz sıfır noktasından kurumsal gelişime başlaşmış
olur.
Uluslararası yayınlanan bu tarz yönetim
sistemi standartları işletmelere yönelik temel prensiplerin
oluşturulmasında fayda sağlamaktadır ancak tek başlarına
yeterli olamayabilirler.
Bu nedenle özellikle ülkemizdeki gibi geçiş
süreci yaşayan işletmelerin, daha önce bahsettiğim
sebeplerden dolayı, genel konularda da profesyonel destek
almaları bence daha sağlıklı olur.
S.K: Son olarak eklemek
istedikleriniz...
B.D: Son
olarak söylenebilecek önemli konular olarak; aile
işletmelerimizin, aile bireyliği ile işletme tüzel yapısının
ayırımını iyi yapmalarını, kurumsallaşma ve gelişim için
profesyonel destek almalarını ve çalışanları ile beraber
takım halinde davranmalarını tavsiye eder, kobilerimizi
önümüzdeki yıllarda daha da gelişmiş olarak görmeyi umut
ederim.
|